Belkıs/Zeugma Antik Kenti Hakkında Mülâhazalar

Belkıs/Zeugma Antik Kenti Hakkında Mülâhazalar

Belkıs/Zeugma’nın 1992-1999 dönemi arkeolojik kazı hafiri ve 1989-1999 dönemi Gaziantep Müze Müdürü olarak gözlemlerim ve çalışmalarım ışığında konu ile ilgili düşüncelerimi ve tecrübelerimi, yeni girişimde bulunmak isteyenlere faydası olabilir kanaatiyle aşağıda sunuyorum.

1. Zeugma’nın bulunduğu yer, topografik olarak engebeli ve gözden uzak birçok noktanın bulunması sebebiyle çok önceden beri kaçak kazıların yapılmasına imkân vermiş, bu durum Müze Müdürlüğü’nün sürekli kazılara başladığı dönemde de devam etmiş olup, denetimlerin sıklaştığı günümüzde az da olsa devam edegelmektedir. Bunun en başta gelen sebebi de, çevre halkının zahmetsiz kazanç olarak gördükleri antika bulma ve satma alışkanlıklarıdır.

2. Arkeolojik sit alanı içinde özel mülkiyette çok sayıda taşınmaz bulunduğu için, uzaktan bakıldığında kaçak kazı yapan ile fıstık ağacını tımar eden ayırd edilememektedir. Aynı şekilde, elinde kazma kürekle görülen kişilerin, kaçak kazı ile mi ilgili, yoksa bahçe işlerini mi yapanlar olduğu bu sebeple ayrılamamaktadır. Bu durum da, kaçakçılarca savunma aracı olarak kullanılmaktadır. Gene, çevre halkı tarafından yıllarca, ziraat ve hayvancılık bahanesiyle her yer karış karış ezberlendiğinden, çok kısa zaman içinde nokta vuruşu yöntemiyle yoklama yapabilmektedirler. Bölgenin toprağı tünel kazmaya elverişli olduğundan, kaçak kazı yapanlar, hiç kimseye görünmeden günlerce (gece-gündüz) yer altında çalışabilmektedirler.

3. Belkıs/Zeugma antik kentinde, öncelikle bu hususlar da dikkate alınarak güvenlik önlemleri düşünülmelidir. Kimlikleri önceden beri tanınan eski eser mafyası veya bunların bölgedeki yardımcıları, her an tetikte beklemekte ve bulunan bir eser haberi aldıklarında derhal bölge dışına çıkarabilmektedirler. En yakın yardımı ise gene çevre halkından bu işi geçim yöntemi haline getirenlerden temin etmektedirler. Bu türlü kişilerin iyi tanınıp, faaliyetleri izlenerek çevre halkını kaçak kazılara teşvik etmeleri önlenmelidir.

4. Yukarıda örnekleri verilen olumsuz durumlar önlenmeden, özellikle de tümü veya tam koruma altına alınabilecek kısmı kamulaştırılmadan Belkıs/Zeugma’da yeni arkeolojik faaliyetlere başlanmamalıdır.

5. Malûm olduğu üzere iki türlü arkeolojik kazı yapılır. Birincisi ânî bir fizikî gereklilik üzerine yapılan kurtarma kazılarıdır ki şartların oluştuğu ve gerektiği her zaman yapılabilir. Bunun amacı, zamana karşı hareket edip (yol-kanal çalışması-elektik hattı-baraj-sulama hattı-köprü yapımı vb.) bir an önce kazıyı tamamlayıp taşınır eserleri tahripten kurtarmaktır. Bu türlü çalışmalarda gene arkeolojik kazı yöntemleriyle fakat daha hızlı hareket edilir. Eğer önemli bir anıtsal taşınmaz söz konusu olursa yatırım faaliyetleri durdurulup tam sonuç alınana kadar çalışmaya devam edilir ve ilgili Koruma Kurulu’nun kararına göre davranılır. Diğer kazı yöntemi ise, bilimsel kazılardır.

Bilimsel kazılar, üniversiteler veya enstitüler gibi bilim kurumları ile müzeler tarafından bilimsel bir gereklilik sebebiyle yapılırlar. Normal şartlarda böyle bir gereklilik yoksa, sırf mozaik çıkarmak, heykel bulmak veya turizme açmak için arkeolojik kazı yapılmaz. Her kazının, aynı zamanda bir tahrip unsuru olduğu da dikkate alınırsa, kazı için harcanacak her birim meblağın en az üç-dört katını, restorasyon ve koruma giderleri için planlamak gerekir. Bu bağlamda, en iyi koruyucunun toprak olduğu da öne sürülmektedir, yani yeterli şartlar hazır değilse toprak altında kalması koruma açısından daha faydalıdır. Belkıs/Zeugma’da ayrıca, nerede kazı yapılması gerektiği bilimsel yöntemlerle saptanmalıdır, yani seçilen yere göre, çalışılacak ilk üç-beş yılda hiçbir görsel güzelliği olan kültür varlığı çıkmayabilir. Ayrıca, antik kentin içinde yer aldığı Fırat Vadisi’nin sahip olduğu killi-marn karakterli yapı taşlarının, Belkıs/Zeugma yapılarında da kullanıldığı göz önüne alınırsa, kazı sonucunda ortaya çıkması muhtemel yapı kalıntılarının restorasyon ve korunmaları için büyük meblağlar gerekebilecektir. Gene aynı taş yapısından dolayı, aşınma ve dağılma sebebiyle hiçbir zaman Efesos gibi yapıları ayakta kalmış bir antik kent beklenmemelidir. Efesos’un bu kadar ayakta kalmış olmasının bir sebebi de, Bizans iskânına maruz kalmamış olmasıdır. Belkıs/Zeugma ise, M.S. 11. yy’la kadar Bizans iskânı görmüştür. Bunun bir diğer anlamı ise, her yeni Bizans yapısı inşa edilirken en az birkaç Roma dönemi yapısının dağıtılmış olmasıdır. Belkıs/Zeugma’da yapılması planlanan kazı çalışmalarına bu bilinçle ve önşartlarla yaklaşılmasının antik kentin selâmeti bakımından faydalı olacağını düşünüyorum.

6. Belkıs/Zeugma’yı bekleyen en büyük tehlike, kanaatimce kaçakçılardan çok, bilinçsizce yapılacak modern müdahalelerdir. Turizmden beklenen kazançların göz kamaştırıcı olarak algılanması, aşırı beklentiler, bölgenin turist potansiyeli ve kapasitesi iyi etüd edilmeden yapılan aceleci faaliyetler, siyasî şov aracı yapılan çalışmalar ve politik yatırım düşünceleri bir antik kent için fecaat derecesini bulan çıkarcı ve yıkıcı yaklaşımlar olup, bu türlüsü en büyük tehlikedir. En bariz örneği ise Antalya’daki Side antik kenti olup, ticarî yapılanmalar arasında koskoca antik kent bugün âdetâ kaybolmuş durumdadır. Bu pencereden baktığımızda, Belkıs/Zeugma antik kentine turizme hizmet amacıyla yapılan ve Koruma Kurulu’nun onayladığı plânın da dışına taştığını tahmin ettiğim tesisin yapım safhasında, meselâ hemen yanıbaşında baraj suyu dururken birkaç kilometre uzaktan, üstelik ören yerini boydan boya su yolu için kazarak su getirilmesi gibi durumlar, olaya sadece turizm ve siyaset penceresinden bakıldığında meydana çıkabilecek olumsuzlukların şimdiden küçük bir habercisidir. İnşaallah bu konuda ben yanılıyorumdur. Gene de korkum, Belkıs/Zeugma’da turizme kurban edilecek yaklaşımların zaman içinde oluşmasıdır.

7. Belkıs/Zeugma’da arkeolojik kazı yapmak için bilimsel yöntemlerle de olsa her zaman sebep veya bahane bulmak mümkün olabilir. Ancak her durumda, arkeologların ve bilim kurumlarının fikri alınmalı ve uygulanmalıdır. 2000 yılında olduğu gibi yurt dışından eleman getirmek ancak, yabancı finansörün isteği ve acil durumlar için geçerli olabilir. Ancak, söz konusu acil durum ortadan kalkmıştır ve zamana yayarak kontrollü ve temkinli normal bilimsel kazıların zamanıdır. Bunun için dahî, yurt dışından getirilecek hiç kimseye ihtiyaç yoktur. Türkiye Müzelerinde çalışan uzmanlar ve Türk Üniversitelerindeki bilim adamları böyle çalışmalar için çok çok yeterlidir. Türkiye’de, batı ile başabaş giden hatta batının önüne geçilmiş olan tek bilim dalının arkeoloji olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, ne istediği ve ne düşündüğü çok açık belli olmayan sponsor kurumlara, onların kaprislerine ve Kültür Bakanlığını dahi muhatap almayan küçümseyici tavırlarını çekmeye hiç gerek yoktur. Zaten, herhalde bu konular tam açıklığa kavuşmadığı için Kültür Bakanlığı’nın yabancı sponsor konusundaki çekinceleri devam etmektedir.

8. Bir diğer önemli konu ise, gerek muhtemel kazılar sırasında ve gerekse örenyerinin bu günkü durumunda, kesinlikle gezi güzergâhı belirlenmeden antik kente ziyaretçi alınmamalıdır. Bu bağlamda, Müze Müdürlüğü’nce derhal bir gezi güzergâhı belirlenmeli ve arazide işaretlenmelidir. Örenyerinde güvenliği sağlamak üzere mutlaka görevli konulmalı, bu görevliler, en çok bu hususta dikkatli olmalı ve güzergâh dışına çıkılmaya kesinlikle müsaade etmemelidir. Kontrolsuz ve gezi alanı dışındaki geziler, ziyaretçiler veya ziyaretçi görüntüsü altında gelenler, kaçak kazılara, hatıra amacıyla iyi niyetli de olsa ören yerinden keramik veya mozaik parçaları almaya, taşların üzerine isim kazımak gibi çeşitli tahriplere yol açacağı gibi, aslında pek önemsenmeyen fakat fark edildiğinde büyük boyutlara ulaşmış olduğu görülen, turistlerin kontrolsüz ayakkabı ve adım erezyonudur. Bu yüzden gezi yolu da iyi belirlenmeli, gerekiyorsa mucur dökülerek kültür toprağı üzerinde tabaka oluşturulmalıdır.

9. Belkıs/Zeugma’da bugün ziyaretçiler için bazı işler yapmak mümkündür. 1992’de çalışılan villanın kazısı fıstık ağaçları satın alınamadığı için tamamlanamamıştı. Birkaç ağacın satın alınmasını takiben villanın odalarının yarım kalmış kazıları tamamlandığında, birçok unsuru tamam olduğundan, bir restorasyon projesi hazırlanıp, çok fazla harcama yapmadan bu villayı ayağa kaldırmak mümkündür. Bu işlem tamamlandığında, ortaya hem gezilecek mekânlar çıkacak ve hem de kapalı mekânda hazırlanacak belgesel malzeme (kazının safhalarını gösteren resimler- Belkıs/Zeugma’nın tarihçesi- kazılar hakkında genel bilgiler-buradan çıkarılmış eserlerin fotoğrafları gibi) ile küçük bir doküman müzeciği hazırlamak mümkün olup, böylece Belkıs/Zeugma’ya kadar gelmiş olan turistlere antik kent hakkında bilgi verecek bir merkez oluşacaktır. Bu husus ciddî ele alınırsa oldukça kısa zamanda hazırlanabilir.

10. Son zamanlarda sık sık Belkıs/Zeugma’da, yakın çevresinde veya Nizip’te antik kentten çıkmış olan mozaiklerin ve eserlerin sergileneceği bir müze yapılması gerektiğinden bahsedilmektedir. Öncelikle Belkıs/Zeugma gibi bir örenyerinde, kazıların en az dörtte üçü tamamlanmadan bir örenyeri müzesi düşünülmemelidir. Müzeler, bir çok kişinin düşündüğü gibi sadece sergi salonları olmayıp, günümüzde bir bilim dalı hüviyeti kazanmış olan müzeoloji ışığında çalışan, depoları, atölyeleri, araştırma birimleri, dokümantasyon birimleri, belgeleme birimleri, bilimsel kitaplıkları, didaktik teşhir ve tanzim üniteleri olan devamlı araştırma ve kendi kendini yenileme halindeki bilim kurumlarıdır. Takdir edilir ki, bu kabil bilim kurumlarının Nizip’te veya bir köyde yahut da örenyeri içinde bu şekilde çalışmaları mümkün değildir. Ülkemizdeki birkaç örenyeri müzesi bu sebepten adeta donmuş durumdadır. Aslında, İtalya’daki Pompei’de olduğu gibi, kültür varlıklarını ait oldukları yerde ve kendi ortamları içinde sergilemek en ideal olan yöntemdir. Fakat, ancak kazıların tamamlanmış olması, restorasyonların bitirilmesi ve güvenlik önlemlerinin tam olarak alınması ve düzenlenmesinden sonra ziyarete açılabilir. 1992 yılında bulduğumuz Dionysos mozaiğini mimarîsi ile birlikte yerinde koruduğumuz için İCOM (uluslar arası müzeler birliği) tarafından birçok övgüler almıştık. Ancak, şartların hızla değişmesi sonucunda güvenlik önlemlerine rağmen bir bölümünün çalınması önlenemedi. Belkıs/Zeugma antik kentinin gözlem altında olabilecek müsait bir yerinde hazırlanacak bir bölümde, ancak oradaki kazısı bitirilmiş binalara ait sütun ve sütun parçaları, başlıklar, süslü taş mimarî parçalar gibi taşınmaz kültür varlıkları, yağmur ve güneşten korumak amacıyla geçici bir sundurma altında teşhir edilebilirler.

11. Sonuç olarak Belkıs/Zeugma, kazı sebepleri ve gereklerine göre lüzum hasıl oldukça, ne istendiği bilinerek, neyin amaçlandığı belirlenerek ve bu konudaki inisyatif sadece arkeologlara ve müzecilere bırakılarak, Türkiye şartları içinde (Kültür Bakanlığı örenyeri gelirleri bile bunun için yeterli olabilir, hatta Gaziantep İli içindeki müze ve örenyeri gelirleri sırf bu amaç için Gaziantep Valiliği’ne bırakılabilir) veya yerli sponsorlar desteğinde çalışılmalıdır. Bugün ancak yüzde onbeş-yirmisi açığa çıkarılmış olan Efesos antik kentinin, yaklaşık 130 yıldan buyana kazıldığını unutmamak gerekir.

Başarı dileklerimle

Yrd. Doç. Dr Rifat ERGEÇ
Arkeolog